Süleyman Ateş 

1. Münâfıklar sana geldikleri zaman "Senin muhakkak Allâh’ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz" derler. Senin muhakkak kendisinin elçisi olduğunu Allâh bilir ve Allâh münafıkların yalancı olduklarına tanıklık eder.

2. Yeminlerini kalkan yapıp Allâh’ın yoluna engel oldular. Onların yaptıkları ne kötüdür!

3. (Bu davranışlarının) Sebebi şudur İnandılar, sonra inkâr ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

4. Onları gördüğün zaman cisimleri hoşuna gider (çünkü gösterişli adamlardır,) konuşsalar sözlerini dinlersin, onlar dayatılmış odunlar gibidirler. Her bağırtıyı kendi aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın. Allâh onları kahretsin, nasıl da (haktan) döndürülüyorlar?

5. Onlara "Gelin, Allâh’ın Elçisi sizin için mağfiret dilesin" dendiği zaman başlarını çevirirler ve onların, büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.

6. Onlar için mağfiret dilesen de, mağfiret dilemesen de onlar için birdir. Allâh onları bağışlamayacaktır. Çünkü Allâh, yoldan çıkan topluluğu yola iletmez.

7. Onlar öyle kimselerdir ki "Allâh’ın Elçisinin yanında bulunanları beslemeyin ki dağılıp gitsinler" diyorlar. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allâh’ındır, fakat münâfıklar anlamazlar.

8. Diyorlar ki "Andolsun, eğer Medine’ye dönersek üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allâh’a, Elçisine ve mü’minlere mahsustur. Fakat münâfıklar bilmezler.

9. Ey inananlar, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.

10. Biriniz kendisine ölüm gelip de "Rabbim beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demeden önce, size verdiğimiz rızıktan sadaka verin.

11. Allâh, süresi dolan hiçbir canı ertelemez. Allâh, yaptıklarınızı haber alandır.