Edip Yüksel | |
---|---|
قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا Kul uhıye ileyye ennehusteme’a neferun minelcinni fekalu inna semı’na kur’anen ’aceben. |
|
يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ ۖ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا Yehdiy ilerruşdi feamenna bihi ve len nuşrike birabbina ehaden. |
|
3. "Efendimiz çok yücedir. O ne bir eş ne de bir çocuk edinmiştir." |
وَأَنَّهُ تَعَالَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا Ve ennehu te’ala ceddu rabbina mettehaze sahıbeten ve la veleden. |
4. "ALLAH hakkında saçma şeyler söyleyip duran bizim o beyinsizdi." |
وَأَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى اللَّهِ شَطَطًا Ve ennehu kane yekulu sefiyhuna ’alellahi şetatatan. |
5. "İnsanların ve cinlerin ALLAH’a karşı yalan uyduramayacaklarını sanmıştık." |
وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ تَقُولَ الْإِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا Ve enna zanenna en len tekulen’insu velcinnu ’alellahi keziben. |
6. "Ne var ki bazı insanlar, bazı cinlere sığınırlardı ve bu da onların azgınlıklarını arttırırdı." |
وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْإِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا Ve ennehu kane ricalun minel’insi ye’uzune biricalin minelcinni fezaduhum rehekan. |
7. "Onlar, tıpkı sizin sandığınız gibi, ALLAH’ın hiçbir kimseyi göndermeyeceğini sanıyorlardı." |
وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ أَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللَّهُ أَحَدًا Ve ennehum zannu kema zanentum en len yeb’asallahu ehaden. |
8. "Biz göğe dokunduk ve onu güçlü bekçilerle ve ateş toplarıyla korunmuş bulduk." |
وَأَنَّا لَمَسْنَا السَّمَاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا Ve enna lemesnessemae fevecednaha muliet haresen şediyden ve şuhuben. |
وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْآنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا Ve enna kunna nak’udu minha meka’ıde lissem’ı femen yestemi’ıl’ane yecid lehu şihahaben resaden. |
|
وَأَنَّا لَا نَدْرِي أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَنْ فِي الْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا Ve enna la nedriy eşerrun uriyde bimen fiyl’ardı em erade bihim rabbuhum reşeden. |
|
وَأَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ كُنَّا طَرَائِقَ قِدَدًا Ve enna minnessalihune ve minna dune zalike kunna taraika kıdeden. |
|
12. "Biz, yeryüzünde ALLAH’ı aciz bırakamayacağımızı, kaçmakla da O’nu atlatamayacağımızı anladık." |
وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللَّهَ فِي الْأَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًا Ve enna zanenna en len nu’cizallahe fiyl’ardı ve len nu’cizehu hereben. |
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدَىٰ آمَنَّا بِهِ ۖ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهِ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا Ve enna lema semi’nelhuda amenna bihi femen yu’min birabbihi fela yehafu bahsen ve la rehekan. |
|
وَأَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَ ۖ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُولَٰئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا Ve enna minnelmuslimune ve minnelkasitune femen esleme feulaike teharrev reşeden. |
|
وَأَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًا Ve emmelkasitune fekanu licehenneme hataben. |
|
وَأَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَاهُمْ مَاءً غَدَقًا Ve en levistekamu ’alettariykati leeskaynahum maen ğadekan. |
|
لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا Lineftinehum fiyhi ve men yu’rıd ’an zikri rabbihi yeslukhu ’azaben sa’aden. |
|
18. Mescidler sadece ALLAH’a aittir; öyleyse ALLAH ile birlikte hiç kimseyi çağırmayın. |
وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَدًا Ve ennelmesacide lillahi fela ted’u ma’allahi ehaden. |
19. ALLAH’ın kulu kalkıp sadece O’na çağırdığında ona karşı nerdeyse hepsi bir bütün oldular. |
وَأَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا Ve ennehu lemma kame ’abdullahi yed’uhu kadu yekunune ’aleyhi libeden. |
20. De ki "Ben sadece Efendime çağırırım; ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam." |
قُلْ إِنَّمَا أَدْعُو رَبِّي وَلَا أُشْرِكُ بِهِ أَحَدًا Kul innema ed’u rabbiy ve la uşriku bihi ehaden. |
21. De ki "Ben size ne zarar verme, ne de sizi doğruya iletme (irşad etme) gücüne sahibim." |
قُلْ إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا Kul inniy la emliku lekum darran ve la reşeden. |
22. De ki "Hiç kimse beni ALLAH’a karşı savunamaz, O’ndan başka sığınak da bulamam." |
قُلْ إِنِّي لَنْ يُجِيرَنِي مِنَ اللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا Kul inniy len yuciyreniy minallahi ehadun ve len ecide min dunihi multehaden. |
إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ ۚ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا İlla belağan minallahi ve risalatihi ve men ya’sıllahe ve resulehu feinne lehu nare cehenneme halidiyne fiyha ebeden. |
|
حَتَّىٰ إِذَا رَأَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا Hatta iza reev ma yu’adune feseya’lemune men ed’afu nasıren ve ekallu ’adeden. |
|
قُلْ إِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ مَا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبِّي أَمَدًا Kul in edriy ekariybun ma tu’adune em yec’alu lehu rabbiy emeden. |
|
26. O geleceği bilendir; ve O sırrını hiç kimseye göstermez. |
عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِ أَحَدًا ’Almulğaybi fela yuzhiru ’ala ğaybihi ehaden. |
27. Ancak seçtiği bir elçi hariç; nitekim O, o elçiden önceye ve sonraya ait bir gözlem sunar. |
إِلَّا مَنِ ارْتَضَىٰ مِنْ رَسُولٍ فَإِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا İlla menirteda min resulin feinnehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihi resaden. |
لِيَعْلَمَ أَنْ قَدْ أَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا Liya’leme en kad ebleğu risalati rabbihim ve ehata bima lediyhim ve ahsa kulle şey’in ’adeden. |