Ahmet Varol 

1. Mü’minler muhakkak kurtuluşa ermişlerdir.

2. Onlar namazlarında hüşu üzeredirler.

3. Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.

4. Onlar zekâtı verirler.

5. Onlar ırzlarını korurlar.

6. Ancak kendi eşleri ve ellerinin altındaki (cariyeleri) hariç. Şüphesiz onlar (bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar.

7. Kim bunun ötesini ararsa işte onlar sınırı aşanlardır.

8. (Yine) onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.

9. Onlar namazlarını da korurlar.

10. İşte varis olacak olanlar onlardır.

11. Onlar Firdevs’e varis olacaklardır. Onlar orada sürekli kalacaklardır.

12. Andolsun biz insanı bir çamur süzmesinden yarattık.

13. Sonra onu bir nutfe halinde sağlam bir karar yerine yerleştirdik.

14. Sonra nutfeyi bir alaka (embriyo) olarak yarattık, alakayı da bir çiğnem et şeklinde yarattık, ardından bu bir çiğnem eti kemikler olarak yarattık, ardından da kemiklere et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışla oluşturduk. Yaratıcıların en güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir!

15. Sonra siz bunun ardından mutlaka öleceksiniz.

16. Sonra siz kıyamet günü şüphesiz diriltileceksiniz.

17. Andolsun sizin üzerinizde yedi yol yarattık. Biz yaratmadan habersiz değiliz.

18. Gökten belli ölçüyle su indirip onu yere yerleştirdik. Şüphesiz biz onu giderme gücüne de sahibiz.

19. Onunla sizin için hurmalardan ve üzümlerden bahçeler oluşturduk. Sizin için onların içlerinde çok meyveler vardır ve onlardan yersiniz.

20. Yine Turi Sina’dan çıkan bir ağaç (zeytin yetiştirdik). O yağlı ve yiyenlere bir katık olan (ürün) bitirmektedir.

21. Şüphesiz hayvanlarda da sizin için ibret vardır. Onların karınlarında olanlardan size içiririz. Onlarda sizin için çok yararlar vardır ve onlardan yersiniz.

22. Onların ve gemilerin üzerinde taşınmaktasınız.

23. ’Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Artık sakınmaz mısınız?’

24. ’Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstün olmak istiyor. Allah dileseydi melekleri indirirdi. Biz önceki atalarımızdan da bunu duymadık.

25. O, kendinde delilik olan bir adamdan başkası değildir. Siz onu belli bir süreye kadar gözleyin.’

26. ’Ey Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık sen bana yardım eyle.’

27. ’Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca her türden ikişer tane ve aleyhlerine söz geçmiş olanların dışındaki aile fertlerini onun içine koy. Zulmedenler hakkında bana seslenme. Çünkü onlar boğulacaklardır.

28. ’Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Alah’a hamdolsun’ de.

29. ’Rabbim! Beni kutlu bir konak yerine indir. Sen konuklayanların en hayırlısısın.’

30. Şüphesiz bunda âyetler vardır ve biz muhakkak denemeden geçiririz.

31. Sonra onların artlarından başka nesil yetiştirdik.

32. Onların içlerinde de kendilerinden bir elçi gönderdik. ’Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur. Artık sakınmaz mısınız?’ diye.

33. ’Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizin yediğinizden yiyor ve sizin içtiğinizden içiyor.

34. Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz o zaman siz mutlaka kaybedenler olursunuz.

35. Siz öldükten ve toprak ve kemik olduktan sonra sizin mutlaka yeniden çıkarılacağınızı mı vaad ediyor!

36. Ne kadar uzak! Size vaad edilen şey ne kadar uzak!

37. Şu dünya hayatımızdan başka bir (hayat) yoktur. Ölür ve yaşarız. Biz yeniden diriltilecek değiliz.

38. O Allah’a karşı yalan uyduran bir adamdan başka bir şey değildir ve biz ona inananlar değiliz.’

39. ’Ey Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık sen bana yardım et.’

40. ’Az bir süre sonra pişman olacaklar.’

41. Derken onları hak üzere o korkunç çığlık yakaladı. Böylece onları sel süpürüntüsü haline getirdik. Zâlimler topluluğu uzak olsun!

42. Sonra onların ardlarından başka nesiller yetiştirdik.

43. Hiçbir ümmet ne ecelinden öne geçebilir, ne de geriye bırakılırlar.

44. Sonra elçilerimizi ardarda gönderdik. Her ne zaman bir millete peygamberleri geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (helâkte) birbirlerinin izlerinden yürüttük ve onları efsaneler yaptık. İman etmeyen topluluk uzak olsun!

45. Sonra Musa’yı ve kardeşi Harun’u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik.

46. Firavun’a ve ileri gelenlerine. Ancak onlar büyüklendiler. Onlar üstünlük taslayan bir topluluktu.

47. ’Kavimleri bize kulluk ettikleri halde bizim gibi iki insana mı inanacağız?’ dediler.

48. Böylece onları yalanladılar ve helâk edilenlerden oldular.

49. Andolsun biz Musa’ya, bel ki onunla doğru yola ererler diye Kitab’ı vermiştik.

50. Meryem oğlunu ve annesini de bir ayet kıldık ve onları oturmaya uygun ve çeşmeli bir tepeye yerleştirdik.

51. Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyin ve iyi işler işleyin. Ben sizin yaptıklarınızı bilirim.

52. Şüphesiz sizin bu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben de Rabbinizim. Öyleyse benden sakının.

53. Ancak onlar aralarında işlerini (değişik) kitaplara ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.

54. Sen onları bir süreye kadar gafletleri içinde bırak.

55. Onlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve oğullarla,

56. Onların iyiliklerine koşuyoruz. Hayır onlar (işin) farkında olmuyorlar.

57. Gerçekten Rabblerinin korkusuyla içleri titreyenler,

58. Rabblerinin ayetlerine inananlar,

59. Rabblerine ortak koşmayanlar,

60. Ve verdiklerini Rabblerine döndürülecekleri için kalpleri ürpererek verenler.

61. İşte onlar hayırlarda yarışırlar ve bunda ileri geçerler.

62. Hiç kimseye güç yetirebileceğinden fazlasını yüklemeyiz. Bizim katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

63. Fakat onların kalpleri bundan gaflet içindedir ve onların bundan başka işleri vardır, onlar o işler için çalışırlar.

64. Nihayet onların refah içinde olanlarını azapla yakaladığımızda derhal feryat ederler.

65. Bugün feryat etmeyin. Şüphesiz siz bizden yardım göremezsiniz.

66. Size ayetlerim okunuyordu, ama siz topuklarınızın üzerine geri dönüyordunuz.

67. Ona karşı büyükleniyor; geceleyin toplanıp saçmalıyordunuz.

68. Onlar o sözü (Kur’an’ı) düşünmediler mi yoksa onlara önceki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

69. Yahut peygamberlerini tanımadılar mı ki şimdi onu inkâr ediyorlar?

70. ’Onda bir delilik var’ mı diyorlar? Hayır o kendilerine hakkı getirdi, ancak onların çoğu haktan hoşlanmıyorlar.

71. Eğer hak onların arzularına uysaydı gökler, yer ve bunların içindekiler bozulurdu. Hayır biz onlara kendi şereflerini getirdik ama onlar şereflerinden yüz çeviriyorlar.

72. Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun. Rabbinin vergisi (ecri) daha hayırlıdır ve O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

73. Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

74. Ama ahirete inanmayanlar yoldan sapıyorlar.

75. Eğer biz onlara acır ve üzerlerindeki sıkıntıyı giderirsek muhakkak yine azgınlıkları içinde bocalamaya devam ederler.

76. Biz onları azapla yakaladık ancak onlar yine de Rabblerine boyun eğmediler ve (hâlâ O’na) yalvarmıyorlar.

77. Sonunda üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda onun içinde ümitsiz kalırlar.

78. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler var eden O’dur. Çok az şükrediyorsunuz.

79. Yeryüzünde sizi yaratıp yayan O’dur ve O’nun huzurunda toplanacaksınız.

80. Dirilten ve öldüren O’dur. Gece ve gündüzün değişmesi O’nun (eseri)dir. Akıl etmiyor musunuz?

81. Hayır onlar öncekilerin dedikleri gibisini dediler.

82. ’Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı, biz mi o zaman tekrar diriltileceğiz?

83. Andolsun ki bize de daha önce atalarımıza da bu vaad edildi. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.’

84. ’Eğer bilirseniz yeryüzü ve onun içindekiler kimindir?’

85. ’Peki öyleyse öğüt almıyor musunuz?’

86. ’Yedi göğün Rabbi ve ulu arşın Rabbi kimdir?’

87. ’Öyleyse sakınmıyor musunuz?’

88. Her şeyin hükümranlığı elinde olan, koruyup kollayan ama kendisi korunmaya (muhtaç olmaya)n kimdir?’

89. ’Öyleyse nasıl büyüleniyorsunuz?’

90. Hayır, biz onlara hakkı getirdik. Ancak onlar yalancıdırlar.

91. Allah bir çocuk edinmemiştir ve O’nunla birlikte bir ilâh yoktur. O takdirde her ilâh yarattığını götürürdü ve muhakkak bazısı bazısına üstün gelirdi. Allah onların nitelediklerinden münezzehtir.

92. Gaybı da görüneni de bilendir. Onların ortak koştuklarından yücedir.

93. ’Ey Rabbim! Onlara vaad edileni bana mutlaka göstereceksen,

94. Rabbim! Bu durumda beni bu zalimler topluluğunun içinde bırakma.’

95. Biz, onlara vaad ettiğimizi sana göstermeye güç yetiririz.

96. Kötülüğü en güzel olanla sav. Onların nitelendiregeldiklerini biz daha iyi biliriz.

97. ’Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım.

98. Ve onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!.’

99. ’Rabbim! Beni geri döndürün.

100. Olur ki terkettiğim (dünya)da iyi işler işlerim.’ Hayır. Bu sadece onun söylediği bir sözdür. Önlerinde diriltilecekleri güne kadar (duracak) bir engel vardır.

101. Sur’a üflendiğinde artık aralarında soylar yoktur ve birbirlerine (bir şey) sormazlar.

102. Kimlerin tartıları ağır gelirse işte onlar kurtulanlardır.

103. Kimlerin tartıları da hafif gelirse işte onlar kendilerini hüsrana uğratanlar, cehennemde sonsuza kadar kalacak olanlardır.

104. Ateş yüzlerini yalar ve orada dişleri sırıtıp kalır.

105. Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz değil mi?

106. ’Ey Rabbimiz! Bahtsızlığımız bize üstün geldi ve biz sapık bir topluluk olduk.

107. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar inkâra) dönersek o zaman gerçekten zalimleriz.’

108. ’Sinin orada ve benimle konuşmayın.

109. ’Rabbimiz! Biz iman ettik. Bizi bağışla ve bize merhamet et. Şüphesiz sen merhamet edenlerin en hayırlısısın’ diyordu.

110. Sizse onları alay konusu edinmiştiniz. Size benim zikrimi unutturdular ve siz onlara gülüyordunuz.

111. Bugün sabretmelerine karşılık onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerdir.’

112. ’Yeryüzünde yıl olarak ne kadar kaldınız?’ der.

113. ’Bir gün veya bir günün birazı kadar kaldık. Sayanlara sor’ derler.

114. ’Sadece az (bir süre) kaldınız. Gerçekten bir bilseydiniz!.’

115. Yoksa sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?

116. Gerçek mülk sahibi olan Allah yücedir. O’ndan başka ilâh yoktur. Yüce (kerim) arşın Rabbidir.

117. Kim Allah’la beraber, hakkında hiçbir delili olmaksızın başka bir ilâha taparsa onun hesabı Rabbinin katındadır. Şüphesiz kâfirler kurtuluşa eremezler.

118. ’Rabbim! Bağışla ve merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.’